Bir takım şeyler görürsünüz ve "Niye?" diye sorarsınız. Ben ise bir takım şeyler düşlerim ve "Niye olmasın?" diye sorarım. -George Bernard Shaw |
|
||||||||||
|
İçeride hep bir sigara dumanı, buram buram rakı bira kokusu, koklayarak bile kafan güzel olabilir. Öğlen saatlerinde geldiysen at yarışlarını seyrediyorlardır, akşama doğru gelmişsen radyodan Kral FM dinleniyordur, çoğunlukla Ferdi Tayfur. Sabah, öğlen, akşam hiç fark etmiyor masalar hep dolu. Birahanelerden söz ediyorum. Bira 2,5 YTL, rakının dublesi 5 YTL, çereze de 3 YTL yazıyorlar galiba. Ama dışarıdan da çerez getirebiliyorsun canım, mekan sahibi bir şey demiyor. Nasıl tam öğrenci işi değil mi ama içeride bir tane öğrenci yok, yaş ortalaması 45-50. Hepsi kaybetmiş insanlar, umudunu yitirmiş, belini geçim sıkıntısı bükmüş çoğunun, yine büyük çoğunluğu, evli, çoluk çocuk sahibi, torun sahibi olan da var içlerinde, yükseköğrenim gören de, okuma yazma bilmeyen de, daha dün altılıdan yüklü miktarda kaldırmış olan da… Ama bir tane mutlu insan yok. -Afiyet olsun ağabey… -Saol kardeşim, Mehmet, haydari var mı? -Yok ağabey -Ciğer var mı? -Yok ağabey -Ulan o yok bu yok, rakı ciğersiz, haydarisiz içilir mi lan, iptal etmek lazım buranın ruhsatını. Rakıyı sek içen de vardı, yanında bol mezesiyle keyfini çıkartarak içen de. Bira zaten su gibi, sigaralar tek kibrit usulü. tabaklarda tuzlu fıstık, karışık çerez, bazen de bol yağlı sigara böreği, tavuk dönerle içen de var... Bir genci gördükleri gibi hemen nasihate başlayacak yaşı elliyi geçmiş bir sürü insan da. Yalnız nasihatlerin arasında “içme kardeşim” bulunmuyor bunun yerine “ben senin yaşındayken her gün içerdim, birayla başlar, rakıyla devam eder, cilayı yine birayla yapardım” denilmekte. Ama sohbetleri de özlenmekte ağabeylerin hep, çünkü onlar değil mi gençlerin yürüyecekleri yollardan daha önce geçmiş yolcular, geçtikleri yollarda gördüklerini paylaşmaları da nimet aslında. Ve tabi normal anlarda nasihat dinlemeyen, öğütleri hep tepkiyle karşılayan kafa ayıkken mi meylediyor büyük sözü dinlemeye. Bol biralı anların tuvalet ziyareti de bol olur ve böyle salaş birahanelerin de tuvaletleri her zaman iğrenç kokar, pis bir sidik kokusu, tuvalet kağıtları çöp dışında hemen yerde. Tuvaletler alaturkadır çoğunlukla, çünkü o kafayla kim alafranga tuvaletin kapağını kaldıracak ve işeyecektir ki? Ama aynı kafayla tuvaleti yapan hiç kimse bir tas suyu hacetini giderdikten sonra dökmez, ancak kusulursa biraz su dökülebilir ve sabah çamaşır suyuyla yıkanan tuvalet daha öğlenine kalmadan kokmaya başlar. Zaten miden burnundadır, bir de üstüne o tuvaletin kokusu seni darmadağın etmiştir, ulan lanet olsun bir daha bira içemeyeceğim, votka içeceğim, cin içeceğim şu tuvalet ızdırabından kurtulayım diyeceksin ama yine ortama uyup bira içeceksindir. Peki ya mutfak nasıldır? mezelerin hazırlandığı, salatanın falan depolandığı mutfak? O da hemen tuvaletin yanı başındadır. Ama endişe edecek bir şey yok bünyede mikrop barınacak bir durum zaten yoktur. Birahanede maç seyretmenin de lezzeti benzersizdir, küfür etmeye her an meyilli, güzelleşen kafaların etkisi birbiri ardına yakılan sigaraların dumanıyla mizahın sınırları zorlanmakta, geyik alanında son derece yaratıcı örnekler sergilenmektedir. -Ulan Alex, seni buraya getiren uçağın hostesinin anasını si...yim -Appiah, ulan Appiah şuna bak şuna anası doğurmamış sıçmış, sıçmış -Ulan Necati seni doğuranı, doğurtanı, kulağına ezan okuyup adını koyanı, götüne bezi bağlayanı, o bezi alanı, satanı, imal edeni, ettireni si..eyim Ucuz bira satanlar genelde su karıştırmaktadır biraya ama tanıdık mekana gittiğinde önceden rica edersen geceyi birlikte geçireceğin kadına biralar sulu değil votkalı da gelebilmektedir yerine göre. Çok fazla masraf yapmadan kafaların güzelleşmesi gerekiyorsa, hizmet de sınır da tanınmamaktadır. Duvarda asılı “İçki İşine Engelse O Zaman İşini Bırak da Gel” yazısı gülümsetir seni ve Bukowski’yi hatırlarsın “Sanırım içmenin sorunu bu, üzüldüğünde unutmak için içiyorsun, keyifli olduğunda neşen artsın diye, hiçbir şey olmadığında bir şeyler olsun diye…” Her ayrılışında biraz da rahatlamış terk edersin, biraz daha şarj olmuş, kendine gelmişsindir. İnsan o batakhanelerde kısa süreliğine de olsa mutlu olabilmektedir.
İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.
|
|
| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık | Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi | |
Book Cover Zone
Premade Book Covers
İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim
Yapım, 2024 | © ilker, 2024
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır. Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz. |