Her gün yeniden doğmalı. -Yunus Emre |
|
||||||||||
|
Bellek şaşırtıcı .. Şakacı..Bazen de kırıcı.. Durup durup neleri getiriyor aklıma çook uzaklardan. Ama bugüne dair saklmaya çalıştıklarımı, henüz yaşadıklarımı, “unutmam” sandıklarımı alıp götürüyor el çabukluğu marifet. “Aa, çok kolaymış canııım, yazmama gerek yok! “ diye not etmediğim isimler, telefon numaraları uçup gidiyor . Sonra “neydi ? neydi ? “ diye kumrular gibi düşünüyorum. Bir de üzülüyorum ;” ben geri zekalımıyım, bu kadar kolay bir şeyi nasıl aklımda tutamıyorum !” diye .. İşte aynı bellek, ortaokuldaki falanca arkadaşımın okul numarasını mesela,şak diye getirip oturtuyor hafıza salonumun baş köşesine.. Böyle beklenmedik, arsız misafirlerle doluyuz salon salomanje.. İnsanın hatırlamak ihtiyacı duymadığı gereksiz şeyleri hatırlaması, dayanılır şey değil... Bilgisayar ortamındaki kadar kolay olmuyor bu ayrıntılardan ve gereksiz bilgilerden kurtulmak. İki kere tıklamakla gitmiyorlar. Aksine , ben kovdukça yapışıp kalıyorlar.. Dün, bakkaldan ekmek aldım, para üstü bekliyorum , aniden zınk diye bir ezgi çıktı geldi. Şakacı bellek yptı yapacağını yine. Bakkalın bana uzattığı üç beş madeni paranın şıkırtısı eşliğinde benim beynimde bir izci marşı : “ Yollar uzun, dikenli, taşlı olsa da, Bastığın yer üzüntülerle dolsa da ..... izci, gülerek yürür!” Bak,bak, bak! Ne alakası var şimdi? İlkokul 4. ve 5. sınıflarda izciydim ben. Bu izci marşı da o yıllardan. İyi ama, ben bu marşı, o anda, bakkaldan pra üstü alırken yani , htırlamak istemiyorum ki.. İlahi bellek..Alemsin ! Alamsızca güldüm beynimde dolaşn ezgiye..Bakkal da nezaketen güldüğümü sandı. Bir teşekkür gülümsemesi sandı . Karşılık verdi. İçimde izci marşının ezgisi, uygun adım eve döndüm. Dün sabahtan beri belleğimin bu hınzır şakasıyla, yani hafızamdaki arsız misafirle haşır neşirim. Gazete haberlerine göz atarken , AB7ne uyum çalışmalarını okurken mesela, iç sesim başlıyor : “yollar uzun, dikenli, taşlı olsa da.....” Dünden kalan iki kepçe kıymalı bezelyenin yanına bulgur pilavı pişirip bu akşmı da kurtarmaya çalışırken aynı ezgi : “ yollar uzun dikenli , taşlı olsa da...” Büyük kızımın yaşadığı fırtınalı ergenlik dönemini, hayalkırıklıklarını, onur kırıklıklarını, gönül kırıklıklarını izlerken hep aynı şarkı : “ yollar uzun, dikenli, taşlı olsa da.....” Kayınvalidesinin sitemlerine dayanamayan arkadaşımın, epeyce borçlanarak bir ev satın alışına şahit olurken yine o sözler...o ezgi ... Gitmiyor bir türlü..Anladım ! Tamam, sen yoluna devam et, diyor bilinçaltım.Şartlar yıldırmasın seni, diyor. Gülümseyerek yürümeye devam et , diyor. Yılma , diyor. Anladım. Anneannem derdi ki , rahmetli : “Bak şu zeytin ağacına.. Kırılmak zeytine vız gelir. Kırıldığı yerden filiz verir, yeniden yeşerir onlar , Onları örnek al ! “ Korkuyorum anneanneciğim ; ya boyum uzamazsa diye korkuyorum..Her yanım filiz!
İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.
|
|
| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık | Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi | |
Book Cover Zone
Premade Book Covers
İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim
Yapım, 2024 | © S. Bekar, 2024
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır. Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz. |