..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Başka dillerle ilgili hiçbir şey bilmeyenler, kendi dilleriyle ilgili de hiçbir şey bilmiyorlar. -Goethe
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Deneme > Toplum > reyhan sur




7 Ağustos 2005
Cemre'den  
BİR "YILDIZ" KAYDI

reyhan sur


Bekir Yıldız, 8 Ağustos 1998' de aramızdan ayrıldı. Bir Yıldız daha kaydı.. Ruhu şad olsun...


:CIJA:



BİR "YILDIZ" KAYDI

"Çalıştığım yerde iş azlığından olsa gerek, çoğu kişi;
onun bunun işi aşı
kim kimin arkadaşı
saat başı
laf savaşı yaparken, kitaplarla kurduğum dostluktan son derece memnunum..."

demişim '98-'99 yıllarında çıkardığımız kültür- sanat, haber- yorum içerikli Cemre Dergisinin Eylül sayısında...

Üniversitedeki görevim sırasında emekli olup da, hemen özel bir yerde yeniden işe başlamam sevindiriciydi benim için.. Nerden bilirdim özel yaşamım allak bullak olacak..şiir dilim tutulacak, ellerime kağıtlardan kelepçeler vurulacak.. ve benim gönül yorgunluğuyla yattığım yeri beğenmemek gibi bir lüks!üm olamayacak...

Akşama dek aralıksız süren çalışmalarımın ardından, duygularımla başbaşa kalabilmek için, düşünebilmek için yürüyorum..
Dünün, yarının, ve an'ın irdelemesini yapmak için yürüyorum... Yarım saatlik bu yürüyüş iyi geliyor bana.. Sonra bir parka oturup yarım saat de kitap okuyorum veya dağınık düşüncelerimi toparlamaya çalışıyorum..
Eşim geliyor sonra.. birer bardak çay da birlikte içip eve yürüyoruz el ele...

Konuyu dağıttığımın farkındayım...
Geçenlerde eski dergileri karıştırıken Cemre Dergisinin üçüncü sayısında yer alan bir yazımı paylaşmak istedim sizlerle;


BİR "YILDIZ" KAYDI

Çalıştığım yerde iş azlığından olsa gerek, çoğu kişi;
onun bunun işi aşı
kim kimin arkadaşı
saat başı
laf savaşı yaparken, kitaplarla kurduğum dostluktan son derece memnunum...

Kimi zaman kitabın içinde yaşadığım olaylarla dudağımın kenarında beliren bir tebessüm, kimi zaman da gözlerimde biriken yaşlarla, insanların odak noktası olduğum bakışlarını hissettiğim andaki suskunluğumu alaya alanlara aldırmadan sürdürürüm kitaplarla dostluğumu...

Okuduğum onca kitap arasında üç yıldır vitrin bekleyen "Kara Vagon"u neden okumadığıma hala şaşarım. Birçok eserini okuduğum Bekir Yıldız'ın ölümünü öğrenince, anısına "Kara Vagon" kitabını da okudum..

Güneydoğudaki yaşamı anlatan bu kısa hikayelerde kinlendiğim, üzüldüğüm, içimin bulandığı, acıdığım, güldüğüm anlar oldu.
Kara Vagon öyküsünü okurken, insanların çektikleri çilede başka vagonları gözardı edemedim...

Biz küçükken, demiryolunun içinden geçtiği "tarla" dediğimiz, yazın yeşil otlaklarla kaplı, insanların piknik yaptığı bir yer vardı.. Şeker fabrikasına giden yolu kesen demiryolu geçitinin olduğu alan. Biz de komşularla yiyeceklerimizi alır ailemizle sık sık oraya giderdik.. Annelerimiz, ablalarımız "kuzu kulağı" dedikleri, ekşi tadı olan otlardan toplarlardı..
Ben, piknik dışında, canımın sıkıldığı zamanlarda da kara trenin geçeceği saatleri seçip tarlaya gider kendibaşıma otururdum bir süre.. Tren geçip giderken o çocuk yaşımda ruhumda koca fırtınaların koptuğu anlar yaşardım..Katarın arka sıralarında yer alan yük vagonlarının birinde, demir parmaklıkları olan küçücük pencerelerden burunlarını uzatan ineklere el sallardım.. Diğer vagonlardaki yolcuların çeşitli duygularını içimde yaşar, hayallere dalardım...


Bekir Yıldız'ın tüm eserleri, kendi hayatının izdüşümüdür..

Kara Vagon adlı öyküsünde geçen bir olayın bir benzeri de ağustos ayında yaşandı yurdumuzda... 18 Ağustos tarihli Milliyet Gazetesinde yayımlanan bir haber vardı ki; Bekir Yıldız'ın pamuk işçileriyle ilgili yazısını aratmıyordu fındık işçilerinin bindiği "utanç treni"...
**

Güneydoğu Anadolu insanının yaşamını ve kentteki yabancılaşmayı konu aldığı yapıtlarıyla tanınan öykü ve roman yazarı Bekir Yıldız 3 mart 1933'te Urfa'da doğdu. Polis olan babasının görevi nedeniyle çocukluğu Anadolu'nun çeşitli kentlerinde geçti.Adana Sanat Enstitüsü'nde başladığı eğitimini Mersin ve İstanbul Sanat Enstitülerinde tamamladı. Bir yıl çeşitli fabrikalarda çalışan Yıldız 1954'te İstanbul Matbaacılık Okulunu bitirdi. Bir süre dizgi operatörlüğü öğretmenliği yaptı. 1962'de işçi olarak Almanya'ya giden Yıldız, çeşitli fabrikalarda çalıştı.

Sanat hayatına, 1951'de Tomurcuk dergisinde yayımlanan bir öyküsüyle başlayan Bekir Yıldız, Kaçakçı Şahan'la 1971 Sait Faik Armağanı'nı kazandı.
Ününü; konularını Urfa ve çevresinden alan ilk öykü kitabı olan "Reşo Ağa"yla kazandı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları, röportaj ve öyküleri yayımlandı.
"Bedrana" ve "Kara Çarşaflı Gelin" adlı eserleri sinemaya uyarlandı. "Kara Vagon"la öykü dalında "May Edebiyat Ödülü"nü, "Darbe" adlı romanıyla "1990 Milliyet Yayınları Roman Yarışması"nda birincilik ödülünü aldı.

Öykülerinde daha çok Anadolu insanının yaşamını, ağa- köylü ilişkilerini, törelerin katılığı, kadının ezilmişliği, kan avası ve kaçakçılık gibi konuları işledi.

Almanya'ya çalışmaya giden Anadolu insanının yaşantısını yansıtan öykülerinde ise kahramanların batı toplumuna yabancılaşmasını, iç ve dış çatışmalarını anlattı. Ayrıca, evlilik kurumunun çarpık yanlarını ve kırsal kesim insanının kentteki bunalımını ele aldı.

Diğer yapıtları;
Sahipsizler, Evlilik Şirketi, Beyaz Türkü, Alman Ekmaği, Dünyadan Bir Atlı Geçti, Demir Bebek, Mahşerin İnsanları, BBozkır Gelini adlı öykü kitapları

Halkalı Köle, Aile Savaşları, Ve Zalim Ve İnanmış Ve Kerbela adlı romanları

Ölümsüz Kavak, Arılar Ordusu, Canlı Tabanca va Şahinler Yuvası adlı çocuk kitaplarıdır.
**
Bekir Yıldız, 8 Ağustos 1998' de aramızdan ayrıldı. Bir Yıldız daha kaydı.. Ruhu şad olsun...






Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.


Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Suda Dolunay [Şiir]
Şizofren Gece [Şiir]
Kepengi İnmişse Gözlerimin [Şiir]
Geliverdi Çağrısız [Şiir]
Yüreğimde Sen [Şiir]
Eylemsiz Özne [Şiir]
Gökyüzünde Aşk Mevsimi [Şiir]
Gökkuşağı Çiçek Açtı [Şiir]
Ay Dinletisi [Şiir]
Kayran [Şiir]


reyhan sur kimdir?

bir öyküdür insanın öz yaşamı. . belki de onlarca öykü. . . duygularımız, düşüncelerimiz, yüreğimizdir bizi tek kılan. . . bazen bir top ateş düşüp, bazen yağmurlar yağdıran. . . ama hep; içsel çocuğu yaşatan. . . hayallermiz, düşlerimiz, umutlarımızla. . insanız biz. . .

Etkilendiği Yazarlar:
....


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2024 | © reyhan sur, 2024
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.