İnsanlar yalnızca yaşamın amacının mutluluk olmadığını düşünmeye başlayınca, mutluluğa ulaşabilir. -George Orwell |
|
||||||||||
|
Dışarıda büyük güzel bir sessizlik ve turuncu ışıklar hakim. Gecenin karanlığını oldu bitti çok sevmişimdir. ama bugün İstanbul biraz daha boştu, biraz daha karanlıktı sanki. Şehrin o kalabalığında köşe başını tutmuş gecenin koruyucuları polisler bile ortalıkta yoktu. Bir iki sarhoş, gece balık avına çıkmış bir kaç martı ve yemek artıklarından pay almaya çalışan kedi ve köpekler. Bugün İstanbulumu gezdim şöyle bir Galata’dan Fatihe, Kartal’dan Ümraniye'ye İstanbulumun gecesini gezdim. Sokaklar her zamankinden çok boştu, belki yazlıkçılar gitmişti belki de ben gezmek için tam gününü seçmiştim. Tüm güzellikleri bana aitti. Galata köprüsünde gençliğimin ilk yıllarında tattığım o balık - ekmek - bira keyfini aynı tatta olmasa da yine tattım. Arabamdan çıkan o boğuk ve kalın hava filtresi sesini boş sokaklarda kendime dinlettim. Samatya ya gittim, Samatya’nın benim için önemi internetten ilk tanıştığım çok sevdiğim bir arkadaşımın yaşadığı yer. Gerçi şimdi evlendi eskisi gibi görüşemiyoruz. Ülkem insanının yaptığı gereksiz hareketlerden biri de bu diye düşündüm. Yeni biriyle tanışınca hayatınızdaki eskileri unutuyorsunuz yada unutmak zorunda bırakılıyorsunuz. Birilerinin birilerine hep yapacakları yada hareketlerine kısıtlama getirmesi ne kadar garip. Sanırım birayı fazla kaçırmışım felsefik konulara giriyorum. Boğaz köprüsünden geçtim, ve gördüğüm şey yarın sabah insanların büyük bir çile çekeceğiydi, çünkü onarıma başlamışlar. Allah iki yaka arasında gidip gelerek çalışanlara yardım etsin. Ben bu gece İstanbul’u gezdim, tramvay yolunda araba sürerek. Rayların üzerinde lastik sesinin iki katına çıktığı ortamda. Deniz biraz dalgalıydı, tam benim sevdiğim şekilde. Biliyor musunuz ben sakin denizleri sevmem deniz dediğin şöyle kıyı dövecek. Kıyıya dalga vurduğunda 3-5 metreye su yükselecek ve tane tane asfalta düşecek. O dalganın altında ıslanacaksın. Siz dalga ile kıyının aşkını bilirmisiniz. "Dalga ile kıyının aşkını bilir misin? Öncesinden başlayıp, sonsuza giden dalga, Hep aşka kavuşma özlemiyle atılır kıyıya. Dalga seven, kıyı sevilendir. Dokunur parmaklarının ucuyla sevdiğine dalga, Ve döner hep geriye, Bilir kavuşamayacağını ama hep koşar kıyıya, Her bir dokunuşunda aşkına verir bedenini hesapsızca" Ben bugün baya bir gezdim İstanbul’u. Çocukluğumun geçtiği Kartala gittim gecenin bir yarısı. Hatırladığım ilk evimizin önünden geçtim. Rahmetli anneannemin beni ilk dövüşü geldi aklıma güldüm, Dedemin bana aldığı bisikletle yaptıklarım geldi aklıma hüzünlendim. Çünkü annene mi özledim, çünkü dedemi özledim. Kartal sahiline gittim ilk yüzmeyi öğrenişim geldi aklıma, ilk tuttuğum balığım, ilk ölen arkadaşım, ilk kız için kavga edişim geldi aklıma. Kartalda oturduğumuz apartman dairesinin önünden geçtim gecenin karanlığında. İlk öpücüğün tadı geldi aklıma. sevgili Ayşegül’üm (benim ilk aşkım yada öyle bir şey.) Sonra rahmanlardan geçtim lise çağlarımın geçtiği evimizin önünden. Hey gidi hey. anneannemin ölümü dedemin beni terk edişi geldi aklıma sinirlendim, kırıldım üzüldüm. Biraz içim ezildi ama ne güzel günlerdi bilseniz. O kadar çok o kadar çok özlediğim şeyler varmış ki hepsini bir gecede gidermeye çalıştım. giderdim mi ? Maltepe’den geçtim eve dönerken, Gök soy hastanesinin önünden geçerken Mart 1998 geldi aklıma yine gözlerim doldu kızım doğmuştu. Sevgilim Aşkım. (bugün gibi hatırlıyorum, ebe hanım küçük eciş bücüş bir şeyi yeşil bir bezin içine sarılmış vaziyette verdi kucağıma. :) hayatımda 3 defa ağladım biri de kızımın doğumuydu. Kendimi tutmak istedim ama bir türlü göz yaşlarım durmamıştı. Evliliğimiz pek iyi değildi ama bana her şeyi unutturan bu ufaklık dünyaya gelmişti. Kuğu pastanesinin önünden geçtim küçük yalıda. Kızımla her pazar erkenden kalkar annesinin dırdırından kaçar burada su böreği yerdik. Sonra baba kız lunaparka gider depolaya Bildiğimiz kadar gülücük depolardık. Gerçi hala aynı şeyleri yapabiliyoruz. Ben bugün sanırım geçmişi yeniden yaşadım. Ben bugün evime mutlu bir gülümsemeyle geldim.
İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.
|
|
| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık | Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi | |
Book Cover Zone
Premade Book Covers
İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim
Yapım, 2024 | © Nihat KRL, 2024
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır. Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz. |