Bazılarımızda oldukça yoğun, merhametsiz olanlar da az değil. Vicdan ile bağlantılı. İnsan olmanın şartı vicdan. İnsan denen canlı sürprizlerle dolu.
Baştan başlamak gerekirse; doğmaktayız ister istemez ve hepimizin bir hayali olur.
Sorgulamak pek de işe yaramaz. Olup bitenlerden ve onarılmaz yıkımdan sonra, elzem olmaz. Ancak. İlk nefesle başlayan hayat sana dair. Nasıl istersen öyle devam eder.
Elbette koşullar ve öğretiler başrolde. Aslında, öyle istediğin gibi gitmez.
Düşününce, insan evladı ne kadar da zavallı görünür, değil mi?..
Herşeyi olduğu yerde bırakıp devam ederken: kim masum, kim değil?
Kendimden bahsetmek istemesem de, bir şekilde olur. Bildiklerim, çözdüklerim, vakıf olduklarımı paylaşmakta her daim heyecan ve sabırsızlık duydum. Elimde olmayan, kişisel bir durum. Bu arada, öyle insanlar, öyle karakterler gördüm ki, nutkum tutuldu.
Herşeyi geçip sadede gelirsek. Gelemiyorum. Absürt olanlar var. Haklıyken haksız durumda düşmek var. Emek verdiklerinin lakayitlikleri, vurdumduymazlıkları, cahil cuhelanın hücumu var. Bir de tüm bunları yutkunup nefes almak var. An gelir, olsun dersin. Görmezden gelirsin. Vazgeçersin. Bazen de hayatından...
Annemi kaybetmek derin bir yaraydı, zor kapananlardan. Bir varmış bir yokmuş, masal gibi bir hayattı. Ben onu daha tanımamıştım bile. Nasıl birisi, hayallerini görememiştim.
Sonra, dedim ki, hayat birbirimizi tanıyacak kadar uzun değil. Bununla da barıştım. Ardından, bana haksızlık edilmesine izin verdiğimi anladım. Sonuçta, hayatın bir fırsat köşesi gibi algılandığını gördüm. İlk davranan kazanır deyip üstüme basıp geçenlerin bencil felsefesiyle yüzleştim. Görünmez mürekkeple yazılanlar ayyuka çıktı.
Aptallığımla yüzleştim. Utanç duymadığım, yüreğimden yüzüme yansıttığı gülümsemeyle nefesim için şükrettim. Hayat bu değil, ben buyum dedim.
eylül