Bu sabah geç uyandım. Salondaki kanepede dönerek rüzgarın şişirdiği perdenin arkasındaki pencereden dışarı baktım. Ne yetişilecek bir yer, ne konuşulacak önemli bir konu, ne düşünülecek derin bir mesele var artık. Perdenin rüzgarla dalgalanması gibi dalgalanıyor hayatım.
Bütün o hengameden sen kaldın aklımda yine. Neden böyle oluyor? Oysa ben gerçekte dostluğa inanmazdım. Seninde inandığını sanmıyorum. Takılıyorduk biraz işte orda burada. Elim durmadan telefona gidiyor. Sonra vazgeçiyorum. Seni özlediğimi kendime itiraf edemiyorum. Sanırım bu yazıyı bunun için yazıyorum. Yüzleşmek için.
Bir erkekle bir kadın dost olabilir mi? Bunca sene sonra sanırım rahatlıkla evet diyebilirim. Komik olan şuki artık sen yoksun. Erkekleri terketmekte üzerine yok biliyorum ama ne yaparsam yapayım beni, dostunu terketmezsin gibi geliyordu bana. Ama haklısın seni kullandım. Seni kullanmama izin verdin ve sonra beni terk ettin. Sakın bana beni kandırdın deme. En az benim kadar zekisin. Dostunun son isteğini yerine getirdin ve onu unuttun. Ne yazıkki elinde olanın değerini kaybedince anlıyorsun. Ne kadar değerli olduğunu sen gidince farkettim.
Benim kadar deli olduğunu bilmesem yine seni arar ve ikna eder. Sonrada sıkılır ve unuturdum. Unutamamamın nedeni sanırım benim kadar ruh hastası olduğunu bilmem. Hangi tımarhanede isen umarım yüzündeki o zırdeli gülüş duruyordur ve yine yanında hangi zavallı erkek varsa onu delirtmeye devam ediyorsundur. Gerçi bütün ülke tımarhaneye döndü değil mi? Delirmenin de bir tadı kalmadı değil mi? Keşke birarada olsakta beraber delirsek.
Bir aralar hayatı bir matematik formülüne dönüştürmeyi planlıyordun. Muhtemelen hatırlamazsın. Onu da hayatından geçen insanlar gibi kolaylıkla unutmuşsundur muhtemelen. Yada yanında gezdirdiğin o kitap gibi. Neydi adı? Nitsche Ağladığında. Aslında hiç öyle kitaplar okumak adetim değildir. Ama seni çok özlediğim için alıp o kitabı okudum biliyor musun?
Neyse işte anlamı araya araya anlamsız ve saçma bir dünyaya uyanır oldum bu günlerde. Merak etme artık öyle çok okumuyorum. Geceleride sabahlara kadar araştırma yapmıyorum. Herkes gibi alıştım bende sanırım bu köhne düzene. Herkes kadar acı çektim. Herkes kadar üzüldüm ve herkes gibi alıştım. Yinede seni unutamadım işte. Dilerim herşey istediğin gibi olur. Kendine iyi bak. Unutma aşklar bitebiliyor ama dostluklar hep baki kalıyor...