Dilin kemiği yok diye boşuna söylememiş büyükler,söz var insanı tahta çıkarır,söz var insanı yere batırır.Ne var ki zaman zaman tepkimizi dile getirmek adına sözlerimizi kaleme yansıtıp,haksızlığı ve hukuksuzluğu ortaya çıkarmaya çalışırken, farkına varmadan dozu aşıp işi hakaret boyutuna vardırdığımızda olabilir.Tıpkı Hürriyet gazetesi başyazarı Oktay Ekşinin yaptığı gibi.Aslında Oktay Ekşi
nin yazılarını takip etmem,fanatik bir hayranıda değilim ancak dillenen tepkileri ve istifa haberini duyunca başını yiyen yazısını merak edip okudum.
Az demişiz başlıklı yazısında İkizdere vadisinde yapılması planlanan 22 adet Hidroelektrik Santralin çevreyi ve doğayı mahvedeceğini üstelik oranın sit alanı olduğunu belirtip karşı çıkması gerekirken destekleyen Çevre ve Orman bakanı Veysel Eroğlunun Çevre Düşmanlığı Bakanı gibi hareket ettiğini belirterek detaylarını anlatıyor.Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu İkizdere Vadisi
ni sit alanı ilan edince Başbakanda küplere binmiş ve HES lere karşı çıkan herkes Enerji Bakanı Taner Yıldız tarafından vatan haini ilan edilmişti.Ancak iş bu kadarla bitmemiş İkizdere Vadisi
ni sit alanı ilan eden kurulun elinden yetkileri alınarak Çevre Bakanlığına verilmesini öngören yasa değişikliği Meclis
e sunulmuştu.Tüm bu olanlara doğal olarak tepki gösteren Oktay Ekşi,eleştirilerini köşesine taşıyıp,yazısınıda eski Maliye Bakanı Kemal Unakıtanın “Babalar gibi satacağız”sözüne atıfta bulunup “her şeyi satan zihniyet”cümlesi ile bitirmiş ama hızını alamamış olacakki daha sonra yazısının sonunda bir tashih yaparak son cümleyi “analarını bile satan”şeklinde değiştirip gazeteye fakslamış.Taşrada dağıtılan gazetelerde bu cümle yer almazken şehir içlerine dağıtılan gazetelerde bu ifade yer aldı ve kıyamet koptu. Bundan sonrası malum.Her ne kadar halkın tepkisi densede asıl sebep hükümet kanadının tepkisi ve baskısı oldu.Oktay Bey gazetesinden istifa etmek zorunda kaldı.Hemde tam 34 yıl çalıştığı, kendini adadığı,emek verdiği Hürriyet gazetesini bıraktı.Ancak istifası bile Bülent Arınç
ı memnun etmemiş olacakki Basın Konseyi Başkanlığındanda istifa etmeli şeklinde açıklama yaptı.
Oktay Ekşi olayı hükümetin yandaş olmayan medya ve köşe yazarları üzerindeki etkisini ve yaptırım gücünü ortaya koyan güzel bir örnek.Oktay Bey aynı cümleleri hükümet yandaşı bir gazetede muhalif liderlerden biri için kursaydı acaba yine istifa etmek zorunda bırakılırmıydı?Yazının sonunda kurulan cümle hakikaten çirkin ve aşağılayıcı elle tutulup savunulacak bir tarafı yok ama hukuki yolla mücadele edilebilir,tazminat davası açılabilir,danışmanlar aracılığı ile kınama metni hazırlanıp kamuoyuna duyurulabilirdi.Evet bunlar yapılabilirdi fakat yapılmadı,tamamen susturarak sesini kesmek daha akıllıca idi en azından diğer muhalif gazete ve yazarlarına ders olurdu.
Oktay Bey, “okuyucularıma veda”başlıklı kısa ve öz,son yazısında kullandığı “gerçeği olduğu gibi anlatmam anlamak istemeyenlere yetmedi”cümlesi ile aslında her şeyi anlatmış oldu.Lakin hükümet yandaşı ve alkışcısı medyanın dışında diğerlerine hayat hakkı tanınmadığını bilen usta bir gazetecinin yaptığı bu gaf inanılır gibi değil.Çevre ve doğanın korunması için gösterdiği tepki iyide hiç olmazsa bunca olan bitenden sonra HES yapımına engel olabilse idi onu başaramadığı gibi hem kendi başını yedi hemde haklı iken haksız duruma düştü.Buda hükümetin uygulamalarına karşı çıkan,eleştiren,yazan tüm muhaliflere ve muhalif gazetecilere ders olsun(!) AMAN ÖRNEK OLMASIN.
Muhaliflere Ders Olsun (!)
Hükümet yandaşı medya ve mensubu yazarlar el üstünde tutulup uçaklardan inmezken muhalif yazarların alaşağı edilmesi hangi hukuka ve insanlığa sığar,neyle nasıl izah edilebilir anlamakta zorlanıyorum.