Kesitler -9- Ben Burada mıyım?

!...Ne gördüğümü söylesem, gülersiniz!..Paramparça olmuş bir yüz!..Her

yazı resimYZ

Kocaman bir metropolde otobüsteyim ve yalnızım. Aslında nerede olduğum belli değil; anlamı neyse!..Hem otobüste olup, hem başka yerde olur mu insan?..Hayalleri tutamayız ki, kendimizi olduğumuz yere mıhlasak da...Bu yüzden uçup giden bir yüreğin, düşüncenin, hayalin arkasına takılırız hazırlıksız..Önemi yoktur çantamızın içinde bulunanların...Kat kat giysiler olmasa da olur; gittiğimiz yerde çıplak dolaşabiliriz nasılsa!..Acıkmayız, para saymak zorunda kalmayız; yolsuzluklara kafa tutmayız; kapkaççı korkumuz olmaz en azından; sağlık sorunlarımız halledilmiştir; öğrenimini gördüğümüz bütün derslerden sınıf geçeriz;demokrasi tıkır tıkır işler ve eşit dağıtılır orada; sosyal adaletin ne olduğunu açıklayan pankartlarla yürürüz ve bizi kimseler tutuklamaz; hapishane gibi yapılar yoktur fikir işçilerinin susturulacağı sanılan (her şey sütliman..); kira diye bir derdi de yoktur içinde yaşayacağımız evin..Oteller, pansiyonlar, çadırlar gırla gitsin..Beğen, hangisini beğenirsen!..Ben de öyle yaptım zaten!..Kendimi kurtarıp bulunduğum yerden yolculuğa çıktım...Hem de bu otobüsle, uyuklayan şoförün arkasındaki tek koltukta, tek yolcu olarak...Nerede miyim!?Asırlar öncesinin Mısır’ındayım şimdi:

Firavun karısıyım üstelik!..Sürmelenmiş gözlerimle bakıyorum aynalara...Ayna var mıydı, yok muydu bunu bile bilmiyorum ama gene de bakıyorum işte! Olsun; ben olmayan aynalara da bakarım; böyle şaşkın, salakça...Garip kişiliğimin garip bir davranışıdır bu bakış!...Ne gördüğümü söylesem, gülersiniz!..Paramparça olmuş bir yüz!..Her parçasında geçmişim ağıt yakar!..Şimdiyi düşünen kim?Gelecek için umut çiziktirmek kim bu yüze!..Tutarsız bir kıskançlıkla aynaya bakan öteki Firavun karılarından Firavun’ u kıskanırım sadece!..Bu benim kadınlığımın vazgeçemediği içgüdüsel yanım...İşe yarıyor mu, asla!..Daha bir batağa itiyor beni, içinden çıkılmaz bir belaya sokuyor...Elimden gelse öteki eşlerini öldüreceğim Firavunun!..Tek ben olmalıyım onun eşi, tek ben mumyalanmalıyım!..Ötekilerin bedenleri çürüyüp toprak olmalı, ben piramit mezarların birinde sonsuza kadar yaşamalıyım...Güneş, Nil boylarını aşıp gelmeli yanıma her sabah!...Her sabah bir avuç su boşaltmalı toprağımın üstüne ışıklarıyla beraber...Ve ben her gün yeniden sevmeliyim gönlümde ki Firavunu!..

Aman!!...Ne saçma!..Firavun kim, ben kim!..Ve Mısır nerede, İstanbul nerede? Hangi nehir akmış ki Nil gibi bir de!..
Ben bir insanım sadece. Halk otobüsüyle yolculuk yapan garip biri yani!..Pencereden bakıyorum; gördüğüm bütün sokaklarda sen yürüyorsun..Otobüs ancak senin hızında geçiyor caddeyi.Bakışlarımla takip ediyorum seni...Sen farkında değilsin ama..Vitrinlere baktığında camekanın içindeyim; canlı gibi görünen mankenlerden biriyim canım, sen bilmiyorsun...Almayı düşündüğün şeylere bile dönüşüyorum inanmazsın!..Tek paçalı pantolona mesela!..İkimizin dört bacağı daha iyi buluşsun diye!..Olamaz mı sence?! Koskocaman yünden örülmüş tek çoraba; kolları olmayan kazağa,gömleğe, iki enseyi saracak uzunluktaki kravata,odak noktalı daire mendile, dört ayağın sığacağı deri bir ayakkabıya...Fiyatımı da artırıyorum mahsus; beni ucuz görüp alma diye!..Yüreğinin ben de kalmasını istiyorum çünkü; bağışla emi!..Nedenleri var bu türlü davranmamın; Arada mesafeler olsun istiyorum..Beni özlemeni istiyorum...Hele almak isteyip de alamayışından sonraki yüzünün girdiği şekle bayılıyorum...İç çekişlerinle kahroluyorum...”Şunu bir alabilsem!..”deyişindeki hüznü okumak ayrı bir tat veriyor benliğime...Kendimi önemli biri sanmak var ya, işte bu duyguyu yaşıyorum özlemlerinde...

Her seferinde beni alamadan yürüyorsun vitrin önlerinden...Taksitim yok; paransa peşin almaya yetmez!..Hadi aldın diyelim, ne olacak sanki!.Belki bir saat, belki bir gün giyecek, sonrada makinede yıkayacaksın döndüre döndüre!..Deterjan kokacağım, buruşacağım, güneş altında yanacağım yada rüzgarda üşüyeceğim kurumak için...Bütün bunlar yetmemiş gibi unutup üstümde kızgın ütüyü yakacaksın!..Üstüme üslük gidip yenisini alacaksın sonra..Seni o yenisiyle paylaşamam güzelim!..Ölürüm vallahi!..Gördün ya!..En iyisi beni görüp alamaman bence!..

Sahi;kaç dereceye ayarlayacaksın makineyi ve deterjanının markası ne olacak?! “Beni şampuanla yıka”
desem, ters anlaşılır, biliyorumJ))))Şampuanla yıkanmak insanlara özgü çünkü. Oysa ben, senin vitrinde gördüğün ve almayı düşündüğün bir gömlek, bir kravat, bir kazak, bir pantolon, bir ceketim...Belki de bir çift terlik, çorap, ayakkabı!..Belki de ben yanılıyorum: alış-verişi bahane edip, vitrindeki mankenlere bakıyorsun değil mi? O cansız be birtanem! Benden güzel güzel olmasına ama, ruhu yok, ruhu!....
Aslında bir çakmak olmayı isterdim vitrinde almayı istediğin!..Her sigara yaktığında ellerinde tutardın beni, sonra da ateşlerdin fitilimi!..Ben alev, sen duman olurdun içine üflediğin...Nikotine dönerdi sevdamız, kurtulmak istediğin.....

Sahi! Ben neyim ve neredeyim şimdi? Kim ispat edebilir ki burada olduğumu, de mi?!..

Başa Dön