esrik mülahazalar
evden çıktığımda saat kaçtı acaba?
telefon çalmış mıydı? kapıyı kilitledim mi?
şarabın son damlasını içmiş miydim?
ben şarap içmem.
evde de kalmıyorum. haliyle anahtarım yok.
eh! zamanla ilgilenmiyor olmam olağanüstü sayılmaz herhalde.
yalan söylüyorum!
şarabı son yudumuna kadar yuvarladım.
geceyi bir geçiyordu; kafam zonkluyordu.
zik-zak yürüyüş.
fazla uzaklaşamadım evden.
evimin uzağı yok ki!
bunun için bir uzay mekiğine ihtiyacım var.
ne!(?)
- yoo saçmalama değil, tekrarlama yahut atlama;
bu bardakta...
'bu bardak' ne?
haa şarap-
..............
gözlerim neyi görüyor?
görmem gerekeni göremiyor; olanı görmek istemiyor.
kaçamak bakışlar.
ben-şarap-içemem ki!
zırvalıyorum.
hal bu iken, tabiatiyle anahtarı kontrol ediyorum.
cırıltı...
ileri, geri; geri, ileri -bok iş-
başkasının evine sığınmalıyım.
anahtarım
kayıp.
ev, kişinin dünyası mıdır?
öyleyse, niye dünyanın merkezinde değilde sathındayız?
yerçekimi, merkezkaç.
evet. merkez değil, ama kaçla ilgili.
tehlikeli durumlarda dünyayı delip kaçmak zor olur!
lakin, yüzeyde merkezler merkezler kurarak tatmine erişmek bize göre.
kaçmak bizim işimiz.
evrenimden uzaklaşıyorum.
buralar çok yabancı bana,
seçemiyor gözlerim; hata yapmaktan korkuyorum.
tek başıma yola çıkmasaydım.
Fakat kimi alabilirdim yanıma.
kimse yok muydu çevremde?
içmesem mi şu şarabı!
ne önemi var
ürküyorum.
-misafirlerimin misafiri lomak-
tanımıyorum bu civarı. tanımlamalı.
sabırsızlanıyorum. eve dönmeliyim.
ne evi! ne evreni! yersiz yurtsuzum!
alkole son vermeli.
tekrar ve atlama
-'hıçkırık tutmasın bari' diye işkillendiğim lahzada-
sivrisinnnekler, çöplük...
gözü dönmüş kediler, köpekler...
m.s. on yedi. çok vahşiler.
-nihayet devirmek üzereyim şişeyi-
ancak, ne varsa kemirici, dadandı tenime.
eksiliyorum.
minare gibi gözüküyor şişe; sivrisinekler uçan-dinazor.
birleşik kelime; birleşik teh-li-ke
dünya, vantilator. serinletiyor.
onun üstünde parçacık olan 'ben' in başı dönüyor.
nesine dönüyor!
dursa.
'eylemsizlik'le fırlasak, dağılsak kainatın her yanına!
buna karşın, sadece benim için durdu.
bilinen en uzak gezegen pluto'yu da geçiyorum.
galaksinin sınırındayım,yapayalnız.
bir başıma, bilmem ne galaksisinde, yıldızlar kümesinde,meteorlarla.
salak gibiyim.
burada herhangi bir gezegene çarpsam
dönebilir miyim dünyaya?
dehşetli bir fizik ister.
ya dönemezsem?
denemekten ne çıkar. zaten dünyada değilim.
en heybetli gezegen gibi, güneş sanki mübarek
öyle bir çekimi var ki öylesine parlak
elimi alıkoyamıyorum şişeden.
(?)
m.s. yirmi üç baharı.
medeniyetin henüz başlangıcı
yapabildiğin kadar yap hatayı!
..............