Uzağında kalan bir yürek yanması sarmışken tüm bedeni, eller kağıt, kalemi ararken bu sayfada buluştu, yılgınlığımdan arta kalan ucube satırlar...
Yazamayalı ne de çok şey değişmiş şekillerde? Harfler birbirine küsmüş gibi ayrık durmayı tercih ederken bir çoban gibi onları bir arada tutmanın marifet sayıldığı bir zaman dilimi sanırım.
Saate baktım; Gece yarısını çoktan aşmış, uykunun en tatlı yerinde olması gereken ben, neden yazmaya ihtiyaç duyduğumu bilmiyordum.
Kimsenin tek satırını okumayacağını düşünerek yazarken süslemeye çalıştığım bu satırlar bana bir o kadar uzakken neden bir anda yakın gelmeye başlamıştı bilmiyorum. Benim bilmediğimi başkasının bilmesine de imkan varmıydı ki?
Olsun, ruhum gün boyu asabi tavırlarına maruz kalmış bu surat'tan gülümseten birşeyler bekliyordu belki.
Yazmaya engel devasa hocalarım azmini gösterirken bir de, rahatsız ettim koca odada başkalarını. Daha güzelini yazacaktım, her yarım kalmışlığın arasına oda girdi.
Sahi, ne zaman tam olacaktı birşeyler? dönüp baktığımda yaşanmışlarda çok fazla yarım kalmışlık varken neyi tamamlamaya çalışıyordum ki?
Süresi diğerlerinden eksik kalmış bir karalamacanın eşiğinde dökülen harfler sevgiliye ulaşamadan yarım kalacaktı yine..
Boşveeeer, Denizler küçükse okyanuslar var ötelerde. alabildiğine Mavi ve ufuk çizgisi bir o kadar uzak! mavinin dinginliği başka bir ilhami sohbetinde buluşur başka satırlarda
Sen maviyi gözlerinde yaşat, satırlar onu başka baharlarda beklesin..
sen bekle baharları, maviyi taşır onlar ruhlarının derinliğinde
Altı-üstü dört mevsim, O da gelir geçer.