NEBİŞ
Eski oturduğumuz apartman, dostlukları, komşuluğuyla yüreğimde öyle yer etmiştir ki, sonra taşındığımız yerler o boşluğu dolduramıyor diyebilirim.
İnsanın istediği nedir? Bir güler yüz, bir tatlı dil. Gerisi boş.
Komşuluk yönünden benzerini bulamadığım o apartmanımızda bir Nebiye Teyzemiz vardı. Kalbinin saflığıyla, telaşlı konuşması, isimleri kolay hatırlayamaması ve sorularıyla diğer komşularımızın arasından sıyrılan
Nebiye Teyze, anlattıklarıyla, saflığıyla, neşesiyle temiz yüreğini öyle ortaya koyardı ki, hepimiz gülmekten kendimizi alamazdık. Bazen anlattıklarını tekrarlattırırdık.
Ondan bir anı aktarayım sizlere
Her katta dört daire olan apartmanımızda Nebiye Teyze ve Mustafa Amca hemen yan daire komşumuzdu. Benim karşıma gelen dairede oturan komşumuzun kardeşinin hanımının adı ise Akide.
Karşı komşumla ben, evde olduğum günlerde bazen çocukları alır dışarı çıkardık. Bizim evde olmadığımız bir gün Akide gelmiş. Komşumu evde bulamayınca bende olduğunu düşünüp benimde kapımı çalmış. İkimizi de bulamayınca gitmek için merdivenlere yöneldiği sırada kapı sesini duyan Nebiye Teyze dışarı çıkınca Akideyi görmüş. Aralarında geçen diyalog aynen şöyle:
-Hişt! Kız, kız..
Akide dönüp bakmayınca;
-Hişt! Kız, şeker, şeker.
Bu sefer Akide kendisine seslenildiğini anlayıp geri dönünce Nebiye Teyze,
-Kız şeker, şeker, sen ne şekeriydin demez mi.
Ertesi gün Akide bunu bizlere anlatınca tüm apartmanda kahkaha tufanı koptu tabii ki.
Bugün çok üzgünüm.
Nebişimizi dönülmez yolculuğa uğurladık.
Rahat uyu Nebiş Teyze. Mekanın cennet olsun.
Seni çok özleyeceğim.
Not: Bu yazıyı geçen hafta yazacaktım. Ama boğazımın düğümlerinden ancak kurtulabiliyorum.
Bunu Paylaş ]