Deri kaplı ince lacivert kitap,
söylediklerinin hepsi doğru ama yeter artık, konuşma, sus.
Sanırım her şeyimi sana borçluyum ve her satırının yanlışsız olduğuna inanıyorum.
Beni benden alan kitap,
sana sınırsız-koşulsuz bağlılığımın cezasını çekiyorum ve/fakat kendimi alamıyorum ışıltına kapılmaktan. Sen her şeyinle özel ve çok güzelsin ama yeter artık n’olur sus, çünkü ancak bu kadar güzel olunur ve fazla güzellik can sıkar.
Artık sus ki benim için ölümsüz olarak kalasın. Aksi takdirde sıradanlaşacaksın her şeyinle.
Zaten sıkıldım artık her şeyde seni ölçü almaktan.
Gittikçe uzaklaşıyorsun hayatımın kitabı olmaktan.
***
Güzel işlemeli eski kitap,
sana bir önsöz yazmak isterdim.
Böylece benim sözüm de seninle birlikte ölümsüz olurdu.
Göze alınması gereken bir tehlikesi var ki bunun, o da, muhtemelen ben de seninle birlikte kesin doğru ve değişmez olurdum.
Bu gerçekte kesin bir yıkım demektir. Zira her değişmez’den sonunda nefret edilir.
Bana çok şey öğreten kitap,
işte bana güzel birşey daha öğrettin.
Ben artık değişimden yanayım ve sana mutlaklık atfetmiyorum.
Hayatımın kitabı olmaktan azlettim seni, çık git hayatımdan ve rahat bırak beni.