Akıp giden zamanı, durgun şekilde izlemektir beklemek...
Hani otobüs yolculuklarında camdan dışarıyı seyrederken, ağaçları, çiçekleri, çocukları dünyayı seyrettiğiniz anlar olmuştur, sonra kendiniz seyredersiniz onlara bakarken, işte o anlar...
Geçmişinizi düşünürsünüz, çocukluk yıllarınızı,zamanın ne kadar çabuk geçtiğini,
O an(a) şimdiki zamana gelir yüreğiniz,
Kamburlaşan bedeniniz,üzüntüleriniz,
Mutsuzluklarınız çarpar gözlerinize,
sonra gülümsersiniz geleceğinize...
Hani mucizelere inanan çocuklar gibi mucizeleri beklersiniz,ne olacağını ve ne beklemeniz gerektiğini bilmeden mucizeleri bekler durursunuz o anlarda ...
Ama hayat geçip gitmektedir, bir mucizenin göz kırpışını beklemeyecek kadar kısadır hayat...
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var der şairin biri,
"Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara,göğe,bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana..."
Ve hayat mısralarda adı geçtiği gibiyken ,
Sunulmuş bir armağanken insana,
Hayatın tam içinde olmalı insan,
Beklememeli,
Hayata karşı emin ve hızlı adımlarla yürümeli,
İşte o zaman mucizeler gerçekleşebilir,
Ve mucizeleri gerçekleştirebilir...