Yorgan, döşek yatıyorum;
Belli ki mezarımı kazıyorum,
Aşkımı her hatırladığımda;
Bir kazma daha çakıyorum...
İyice derinleşti;
Üç metre, beş metre,
Bense hala kazıyorum,
Yüreğim ne kadar büyükmüş
Ya Rabbi;
Her derdi içine sığdırıyorum...
Geceleri karanlık çöktüğünde
Hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlıyorum,
Sabahın ilk ışıklarıyla;
Gülen! bir yüze kavuşuyorum,
Bu ne garip çelişki,Allah'ım,
Bir bedende iki hayat taşıyorum...
İnsanlara aşık olduğumu söylediğimde;
Bana inanmıyorlar.
Git be adam
'Aşık senin gibi mi olur' diyorlar
Ama anlamıyorum!
Aşık adamın şekli nedir,
Elle tutulur özellikleri nelerdir,
Her gördüğüne sevdiğini mi anlatır,
Her duvara aşkını mı kazır...
Yoksa ağlamalı mıdır Aşık,
Hüzünlü gözlerle mi bakmalıdır çevresindekilere,
Yoksa hiç konuşmayıp;
Sus pus oturmalı mıdır...
Anlamıyorum bu çağın insanını;
Birkaç yüzyıl geride kalmışım,
Kalabalıkların arasındaki yanlız adamım!
Deve kuşu gibi başımı toprağa gömmüşüm,
Bütün kurşunlara gögsümü gerer gibi,
Delikanlı gibi,
Aşkımı gönlüme gömmüşüm...
Ben sizin Romeo'nuz değilim,
Sokaklarda berduş gibi gezen
Serseri aşık hiç değilim!..
Olursam Mecnun gibi olurum,
Ferhat gibi, ama sesizce,dağ delerim
Gerekirse Mem gibi zindanda çürürüm...
Kerem'in elindeydi sazı, benim gönlümde
Ferhat'ın elindeydi balyozu, benim beynimde
Mem Mir ile oynardı santrancı, bense benliğimle
Beni bırakmayan büyük sevgimle!.....